Eğitim Sen, bir üyesinin başvurusunu engellediği gerekçesiyle doçent kadrosu ilanındaki özel şartı yargıya taşıdı.
Eğitim Sen Çorum Şubesi’nden yapılan açıklamada; “Liyakatin yerine sadakatin, bilimsel ölçütlerin yerine siyasal tercihlerin geçirildiği bu dönüşüm, yalnızca akademisyenlerin değil, toplumun geleceğinin de sorunudur” denildi.
Eğitim-Sen açıklamasında konuyla ilgili şu bilgiler yer alıyor:
“11 Eylül 2025 tarihli ve 33014 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hitit Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü İktisat Politikası Anabilim Dalı doçent kadrosu ilanında, “döviz kurları, İslami hisse senetleri ve durum uzay modeli konularında bilimsel çalışmalar yapmış olmak” şartına yer verildi. Eğitim Sen, belirli bir kişiyi tarif eder nitelikte olduğunu ileri sürdüğü bu özel şart nedeniyle bir üyesinin ilana başvuramadığını, söz konusu şartın belirli bir adayı işaret ettiğini ve kişiye özgü bir ilan niteliği taşıdığını savunarak dava açtı.
Çorum İdare Mahkemesi tarafından dosyada bilirkişi incelemesi yaptırıldı. Bilirkişi raporunda ilanda yer alan ek koşulun “kişiye özgü nitelikte olduğu”, “alanı tanımlamadığı”, “akademik birimin ihtiyaç duyduğu uzmanlık alanı ile ilgisinin olmadığı”, “genel, ölçülebilir, objektif ve denetlenebilir olmadığı” yönünde tespitlere yer verildi.
Mahkeme, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin, mevzuat hükümleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ek koşulun, kişiye özgü nitelikte olduğu, alanı tanımlamadığı, akademik birimin ihtiyaç duyduğu uzmanlık alanı ile ilgisinin olmadığı, genel ölçülebilir nitelikte olmadığı, objektif ve denetlenebilir olmadığı, sübjektif nitelikte olduğu kanaatine vardığından, doçent öğretim üyesi alımına ilişkin ilanda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaştı. Öte yandan; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden yürütülmesinin durdurulmasına, oybirliğiyle karar verdi.
Hitit Üniversitesi, Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz ederek yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi istedi. Hüküm veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi itiraz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin itirazının reddine, oy birliği ile kesin olarak karar verdi.
Eğitim Sen’in açtığı dava sonucunda mahkeme kararıyla yürütmesi durdurulan bu süreç, yalnızca bir ilanın hukuka uygunluğunu değil;
- Akademik kadrolar; kişisel ilişkiler, siyasal yakınlıklar ve önceden belirlenmiş isimler esas alınarak mı oluşturulmalıdır, yoksa liyakat, bilimsel yeterlilik ve akademik etik ilkeleri temelinde mi şekillenmelidir?
- Akademik kadroların kişilere göre şekillendirildiği, eşit ve adil yarışma koşullarının ortadan kaldırıldığı bir ortamda üniversiteler; haksızlıklara karşı duran toplumun vicdanı, eleştirel düşünceyi besleyen bilimin öncüsü ve özgür düşüncenin yeşerdiği alanlar olabilir mi?
sorularını da bütün açıklığıyla gündeme taşımıştır.
Tartıştığımız konu yalnızca bir kadro ilanıyla sınırlı değildir. Çünkü yaşananlar, yükseköğretimin hangi değerler temelinde şekilleneceğine ilişkin daha büyük bir tablonun parçasıdır. İktidarın yıllardır sürdürdüğü yükseköğretim politikaları, üniversiteleri kamusal bir hak ve insan, toplum ve doğa yararına bilim üreten kurumlar olmaktan uzaklaştırarak kapitalizmin pragmatik mantığına göre yeniden biçimlendirmektedir. Bu anlayışta üniversiteler toplumsal yarar üreten kurumlar değil, kâr-zarar hesaplarıyla yönetilen işletmeler; öğrenciler bilimsel eğitimin öznesi değil müşteriler; eğitim ve bilim emekçileri ise güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahkûm edilen çalışanlar olarak görülmektedir. Liyakatin yerine sadakatin, bilimsel ölçütlerin yerine siyasal tercihlerin geçirildiği bu dönüşüm, yalnızca akademisyenlerin değil, toplumun geleceğinin de sorunudur.
Eğitim Sen Çorum Şubesi olarak insan, toplum ve doğa yararına; parasız, bilimsel, eğitimi; üniversitelerin kurumsal özerkliğini, akademik özgürlükleri savunmaktayız. Bilimin, emeğin ve liyakatin yanında duran tüm eğitim ve bilim emekçilerini ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”
Next



