Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER), emeklilik sisteminde yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi amacıyla kademeli emeklilik düzenlemesinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Dernek tarafından yapılan açıklamada, emekliliğin bir lütuf değil, ömür boyu verilen emeğin karşılığı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye’de milyonlarca çalışanın yalnızca birkaç gün, ay ya da yıl farkla sigorta girişi bulunması nedeniyle tamamen farklı emeklilik şartlarına tabi tutulduğu belirtildi. Aynı işyerinde, aynı koşullarda ve çoğu zaman aynı ya da daha fazla prim ödeyen çalışanlar arasında büyük uçurumlar oluştuğuna dikkat çekildi.
7438 sayılı Kanun ile Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kapsamında önemli bir düzenleme yapıldığı hatırlatılan açıklamada, bu düzenlemenin çalışma hayatında kalıcı ve derin bir eşitsizliğe yol açtığı ifade edildi.
8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olanların 38–43 yaş aralığında, 5000–5975 prim günü ile yaş şartı aranmadan emekli olabildiği belirtilirken, sigorta başlangıcı yalnızca bir gün sonra olan çalışanların ise 17–20 yıl daha fazla çalışmak zorunda bırakıldığı vurgulandı.
Bu durumun;
- Çalışma hayatında adalet ilkesini zedelediği,
- Sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığı,
- Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ifade edildi.

Mevcut sistemde yaşı daha küçük ve daha az prim ödeyenlerin erken emeklilik hakkı elde ederken, yaşı daha büyük ve daha fazla prim ödeyenlerin cezalandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, işe giriş tarihine göre kademeli bir geçiş sistemi uygulanmış olsaydı bugünkü mağduriyetlerin yaşanmayacağı belirtildi.
EMADDER açıklamasında, kademeli emekliliğin kimseye fazladan hak sağlamadığı, sistemi bozmadığı ve devlete yük getirmediği vurgulanarak, aksine çalışma hayatında motivasyonu artıracağı, kayıt dışılığı azaltacağı ve sosyal güvenlik sistemine denge kazandıracağı ifade edildi.
“Emeklilik yaşı değil, adalet yaşlanmıştır” denilen açıklamada, 1999–2008 yılları arasını kapsayan döneme ilişkin olarak işe giriş tarihini esas alan kademeli emeklilik düzenlemesinin ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.
Dernek, taleplerinin ayrıcalık değil adaletin tesisi olduğunu belirterek, kamu vicdanı, sosyal devlet sorumluluğu ve anayasal eşitlik ilkesi gereği konunun değerlendirilmesini istedi.
Next



