Hitit Üniversitesi'nde akademik atama ve yükseltme süreçlerinde uygulandığı belirtilen “Performans İzleme (Pİ)” sisteminin, üniversite içerisinde tartışmalara neden olduğu iddia edildi.

Tartışmaların merkezinde, sistemin akademik performansı ölçmek amacıyla mı kullanıldığı yoksa üniversitenin resmi atama ve yükseltme kriterlerini sağlayan akademisyenlerin kadro taleplerinde ek bir değerlendirme mekanizmasına mı dönüştüğü sorusu bulunuyor.

Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk döneminde uygulanmaya başlandığı belirtilen Pİ sisteminin, üniversite senatosu tarafından belirlenen resmi akademik atama ve yükseltme kriterlerinin yanında ayrıca işletildiği öne sürülüyor.

33 ÜNİVERSİTEDEKİ AKADEMİSYENLERLE KARŞILAŞTIRMA İDDİASI

İddialara göre; Hitit Üniversitesi’ne yakın veya eşdeğer kabul edilen 33 üniversitede görev yapan akademisyenlerin akademik faaliyetleri, rektörlük tarafından belirlenen 18 kriter üzerinden puanlanıyor. Bu puanlamanın ardından bir sıralama oluşturulduğu ve ilk yüzde 10’luk dilime giren Hitit Üniversitesi akademisyenlerinin atama veya yükseltme taleplerinin olumlu değerlendirildiği öne sürülüyor. Ancak sistemin işleyişine ilişkin en önemli eleştirilerden biri, akademisyenlere puanlama kriterleri bildirilirken ortaya çıkan genel sıralamanın paylaşılmaması.

“PUANIMI BİLİYORUM, SIRAMI BİLMİYORUM”

İddialara göre; akademisyenler hangi faaliyetlerinden kaç puan aldıklarını hesaplayabiliyor. Ancak karşılaştırıldıkları yüzlerce akademisyen arasında hangi sırada olduklarını, önlerinde veya arkalarında kimlerin bulunduğunu ve sıralamanın nasıl oluştuğunu göremiyor.

Söz konusu sıralamanın tamamına yalnızca Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk’ün erişebildiği ileri sürülürken, akademisyenlerin yanı sıra bölüm başkanları ve fakülte dekanlarının da genel sıralamaya erişemediği iddia ediliyor. Bu durumun, sistemin şeffaflığı ve denetlenebilirliği konusunda soru işaretlerine neden olduğu belirtiliyor.

Pİ SİSTEMİ RESMİ ATAMA KRİTERLERİNDEN AYRI MI?

Tartışmanın önemli başlıklarından birini ise Pİ sisteminin hukuki ve idari statüsü oluşturuyor. Akademisyenlerin ileri sürdüğü eleştirilere göre sistem, üniversite senatosu tarafından kabul edilmiş resmi atama ve yükseltme kriterlerinden ayrı bir uygulama olarak yürütülüyor. Bu nedenle resmi kriterleri yerine getiren bir akademisyenin, ayrıca Pİ sıralamasındaki konumuna göre değerlendirilmesinin hangi hukuki ve idari dayanağa sahip olduğu sorusu gündeme geliyor.

Pİ sisteminin atama ve yükseltmelerde belirleyici bir kriter olarak kullanılması halinde hangi mevzuata dayandığının, hangi yetkili kurul tarafından kabul edildiğinin ve neden üniversitenin resmi atama-yükseltme kriterleri içerisinde açık şekilde yer almadığının açıklanması gerektiği ifade ediliyor.

“RESMİ KRİTER DEĞİLSE KADRO TALEBİNİ NASIL ETKİLİYOR?”

Sistemin resmi bir atama ve yükseltme kriteri olmadığı durumda ise yeni bir soru ortaya çıkıyor.

Resmi kriterleri sağlayan bir akademisyenin kadro talebinin, resmi kriterlerde yer almayan bir değerlendirme sistemi üzerinden nasıl ve hangi hukuki gerekçeyle olumsuz değerlendirilebildiği tartışılıyor. Akademisyenler arasında dile getirilen en sert eleştirilerden biri de Pİ sisteminin akademik performansı geliştiren bir araç olmaktan çıkarak, uygun görülmeyen atama ve yükseltme taleplerinin reddedilmesine gerekçe oluşturabilecek bir mekanizmaya dönüştüğü yönünde.

33 ÜNİVERSİTE NEDEN SEÇİLDİ?

Sisteme ilişkin cevap bekleyen bir diğer konu ise karşılaştırmada esas alındığı belirtilen 33 üniversitenin nasıl belirlendiği oldu. Bu üniversitelerin hangi ölçütlere göre seçildiği, akademisyenlere ait verilerin hangi kaynaklardan toplandığı, verilerin güncelliği ve doğruluğunun nasıl kontrol edildiği de tartışma konusu.

Akademisyenin yalnızca kendi verisini görebilmesi, buna karşılık karşılaştırıldığı diğer akademisyenlerin verilerini ve oluşan genel sıralamayı görememesi durumunda, kendisine bildirilen sıralamanın bağımsız şekilde doğrulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülüyor.

AKADEMİK KADRO SÜREÇLERİ DE GÜNDEMDE

Öte yandan geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir akademik kadro sürecinin de üniversitedeki atama uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığı belirtiliyor.

Hitit Üniversitesi tarafından ilan edilen bir kadroya üniversite dışından bir adayın da başvurduğu, değerlendirme sonucunda Hitit Üniversitesi bünyesindeki adayın atandığı ve diğer adayın işlemi yargıya taşıdığı kamuoyuna yansıdı. Mahkemenin, başvurucu adayın değerlendirme puanının daha yüksek olmasına rağmen atamanın diğer aday lehine gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak yürütmenin durdurulmasına karar verdiğinin basına yansıması, akademik kadro süreçlerinin objektifliği ve denetlenebilirliği konusunda yeni soruların gündeme gelmesine neden oldu.

YANIT BEKLEYEN SORULAR

Ortaya çıkan tartışmalar kapsamında Rektör Öztürk’ün şu soruları yanıtlaması bekleniyor:

· Pİ sistemi hangi hukuki ve idari düzenlemeye dayanıyor?

· Üniversitenin resmi atama ve yükseltme kriterlerini sağlayan akademisyenlerin önüne neden ayrıca Pİ sıralaması çıkarılıyor?

· Puan hesaplama yöntemi açıklanıyorsa, oluşan genel sıralama neden akademisyenlerle paylaşılmıyor?

· Akademisyenler kendi sıralamalarının doğruluğunu hangi mekanizmayla denetleyebiliyor?

· Bölüm başkanları ve dekanların dahi erişemediği bir sıralama akademik kadro süreçlerinde nasıl belirleyici hale gelebiliyor?

· Karşılaştırmada kullanılan 33 üniversite hangi kriterlere göre belirleniyor?

· Bu üniversitelerdeki akademisyenlere ait verilerin doğruluğu ve güncelliği nasıl güvence altına alınıyor?

· Ve en önemlisi; Pİ sistemi gerçekten akademik performansı geliştirmek amacıyla mı uygulanıyor, yoksa resmi atama ve yükseltme kriterlerini sağlayan akademisyenlerin kadro taleplerinde ilave bir değerlendirme aracı olarak mı kullanılıyor?

Gazi Caddesi’nde Asfalt Çalışması Başlıyor! Yol Trafiğe Kapatılacak
Gazi Caddesi’nde Asfalt Çalışması Başlıyor! Yol Trafiğe Kapatılacak
İçeriği Görüntüle

ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ÇAĞRISI

Akademik yükseltmelerin kişilere veya dönemsel değerlendirmelere göre değil, önceden ilan edilmiş, herkes tarafından bilinen, eşit biçimde uygulanan ve denetlenebilir kriterlere göre yapılmasının liyakat ve kurumsal güven açısından önem taşıdığı belirtiliyor.

Bu kapsamda Hitit Üniversitesi yönetiminin Pİ sisteminin hukuki dayanağını, karar mekanizmasını, sıralama yöntemini, kullanılan veri kaynaklarını ve sistemin resmi atama-yükseltme kriterleriyle ilişkisini açık biçimde ortaya koyması bekleniyor.

Aksi halde “Performans İzleme” adı altında yürütülen ve sonuçlarının yalnızca yönetim tarafından görülebildiği ileri sürülen bir sistemin, akademik performansı geliştirmekten ziyade şeffaflık, eşitlik ve liyakat tartışmalarını büyütmesi yönündeki eleştirilerin devam etmesi bekleniyor.

Muhabir: Haber Merkezi