Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbede bu hafta ibadet konusu işlendi.
Cenâb-ı Hakk’a olan bağlılığın en somut göstergesinin ibadet olduğunun ifade edildiği hutbede İbadetlerin; yaratılış gayesi olduğu ve imanın hayata yansıması olduğu vurgulandı. İbadetin Rabbin sunduğu nimetlere şükrün bir gereği olduğunun vurgulandığı hutbede, ihlasla eda edilen her ibadetin dilin zikirle buluşmasına hayatın mutlulukla dolmasına vesile olduğu ifade edildi.
Hutbede ayrıca Allah’ın rızasını gözeterek yapılan her iyiliğin ibadet olduğu, kendimizin ya da ailemizin rızkını helal yoldan kazanmanın ibadet olduğu ayrıca kan vermek ve organ bağışında bulunmanın da iyilik sayıldığını her iyiliğin de ibadet olduğunu anlatıldı
Din hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbede şöyle denildi:
Rabbimizin bize sunduğu nimetlere karşı şükrümüzün gereği, O’nun sonsuz rahmetine ulaşma arzumuzdur. İhlasla eda ettiğimiz her ibadet; dilimizin zikirle buluşmasına, hayatımızın mutlulukla dolmasına vesiledir.
Rabbimizin farz kıldığı, şekli ve vakti belli ibadetler, dinimizin direği ve kulluğumuzun özüdür. Namaz bizleri; hayâsızlıktan ve kötülükten uzak tutar, günahlardan temizler, gönlümüzü huzura erdirir. Oruç; takvayı, sabrı, muhtacın derdiyle dertlenmeyi bizlere öğretir. Zekât, malımızı ve servetimizi maddi ve manevi kirlerden arındırırken bizleri de cimrilik hastalığından korur. Hac ise kötü sözlerden, kavgadan ve öfkeden uzak kalmayı, bütün insanların Allah katında bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu bizlere hatırlatır.
Allah’ın rızasını gözeterek yaptığımız her iyilik ve her hayırlı iş aynı zamanda bir ibadettir. Nitekim kendimizin ve ailemizin rızkını helal yollardan kazanmak, alışverişte dürüst olmak, çalışıp üretmek ibadettir. Ailemiz, akrabamız ve komşularımızla bağımızı güçlü tutmak, onlarla ilgilenmek, onların sevinçlerini ve kederlerini paylaşmak ibadettir. Engelli bir kardeşimizin hayatını kolaylaştırmak, ihtiyaç sahibi bir öğrencinin eğitimine destek olmak, geçim sıkıntısı çeken bir komşumuzun yardımına koşmak ibadettir. Rahmet Elçisi (s.a.s)’in, “Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımcısıdır” muştusuna nail olabilmek ne büyük saadettir.
Yeri geldiğinde yüzümüzde beliren bir tebessüm, yeri geldiğinde insanlara eziyet veren engelleri kaldırmak, yeri geldiğinde ise mazlum ve mağdurlara el uzatmak bir sadakadır ve her sadaka bir ibadettir. Kimi zaman bir hastaya kan vererek can olmak, kimi zaman da çaresizce bekleyen bir kardeşimiz için dini ve tıbbi hassasiyetleri dikkate alarak organ bağışında bulunmak bir iyiliktir ve her iyilik bir ibadettir. Ayet-i kerime gayet açıktır: “…Kim, bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…”
Ömrümüz kısa, dünya geçici, ahiret hayatı ise haktır, gerçektir ve ebedidir. Gün gelir; nefesimiz biter, adımlarımız durur, dünyaya ait olan ne varsa geride bırakır gideriz. Evet, Değerli Kardeşlerim! Asıl mesele, dünyada ne kadar kaldığımız değil, Allah’a olan kulluğumuz ve O’nun rızası için yaptığımız iyiliklerimizdir. Asıl mesele, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “…Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır” tavsiyesine uyarak ömrümüzü ibadete çevirebilmektir.
Hutbemizi, Nahl sûresi doksan yedinci ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: “Erkek ya da kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yaptıklarına karşılık olarak en güzeliyle vereceğiz.”
Next


