Diyanet hazırlanan ve tüm camilerde okutulan Hutbe’nin konusu “Din İstismarı” oldu.
İnsanın yaratılış hikmetlerinden birinin, yeryüzünü imar etmek olduğunun anlatıldığı hutbede, İnsanın; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa ettiği, bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise, imarın yerini ifsada, ıslahın da yerini bozgunculuğa bıraktığı vurgulandı.
İslam’ın aşırılığı reddettiğinin vurgulandığı Hutbe’de Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti” ifade ettiğine yer verilirken, İslam’ın, Müslümanlara orta yolu tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini tavsiye ettiği kaydedildi.
Kur’an-ı Kerim’de, “Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık” Bakara, 2/143. Buyurulduğunun anlatıldığı hutbede “Durum böyleyken barış ve esenlik dini İslam’ın yüce değerlerini istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir” denildi.
DİN İSTİSMARCILARININ ÖZELLİKLERİ ANLATILDI
Dini istismar edenlerin, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sundukları, İslam’ı kendi düşüncelerine hapsettikleri, Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelttiklerinin belirtildiği hutbede, bu kişilerin; ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmedikleri, Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kıldıkları vurgulandı. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünün Kur’an-ı Kerim’de “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni bozmayın’ denildiğinde, ‘Biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.” Bakara, 2/11,12. Ayetiyle gösterildiğinin anlatıldığı hutbede, şöyle denildi:
KİMSE ŞİRK VE KÜFÜR İSNADIYLA BİR MÜSLÜMANI İMAN DAİRESİNİN DIŞINA ÇIKARAMAZ
“Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. İslam’a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez.
BARIŞ DİNİ İSLAM ŞİDDETLE YAN YANA GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel bir problem haline gelmiştir. Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız.”
Next


