Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İMVAK iş birliği ile düzenlenen 2026 yılı ‘Ramazan Sohbetleri’nde bu hafta uluslararası öğrenciler yer aldı.

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin uluslararası öğrencilerinin konuk olduğu ‘Farklı Coğrafyalarda Ramazan’ başlıklı sohbette, üniversite öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerle kendi ülkelerindeki din anlayışları, gelenekleri, ramazan etkinlikleri konuşulurken, öğrencilerin duygu ve heyecanlarına tanıklık edildi. Misafir öğrencilerden kendi ülkelerindeki insanların inanç ve günlük yaşantıları ile Çorum’u ve Çorumluları değerlendirmeleri istendi.

Gençlerin Parkta Sürekli Yaktığı Ateş Mahalleliyi Canından Bezdirdi
Gençlerin Parkta Sürekli Yaktığı Ateş Mahalleliyi Canından Bezdirdi
İçeriği Görüntüle

Öğrenciler, sunumlarını yaptıktan sonra katılımcıların sorularını cevaplandırdı. İşte konuşmalardan özetler: Lin Zuy Yin Rahmah (Endonezya): “Endonezya’da dini hayat ve gelenekler canlı ve hareketlidir. Ramazan öncesi mezarlıklar ziyaret edilir, ölenlerimize rahmet dilenir, mezarların üzeri temizlenir, çiçekler dikilir. Mahyalar asılır. Temiz elbiseler giyilir. Akşamları şenlik havasında eğlenceler olur. Camilerde ayrı mezheplere göre teravih namazı bir grup 8 diğer grup 20 rekat olarak kılar. Hangi camide 8, hangi camide 20 rekat namaz kılınacağını Müslümanlar bilir. Çoğunluk camilerde 20 rekat kılınır. Camilere temiz elbiseler giyerek kadınlar ve erkekler birlikte namaz kılar. Kadınlar namazı arka tarafta kılar. Gençler camilere çok yoğun gelir. Ramazan’a özel yemeklerimiz vardır. Lebaran dediğimiz küçükler büyüklerini ve arkadaşlarını ziyaret ederek bilerek veya bilmeyerek işledikleri yanlışlar için özür diler. Özür dileyenin özrü kabul edilir, küslükler ve kırgınlıklar giderilir. Bu ziyaretlerde " Mohon Maaf Lahir Batin" denilir. Geçmişteki yanlışlarım için tüm içtenliğimle özür dilerim, beni affet" demektir. Bayram namazı, camilerde, parklarda, namaz için uygun açık alanlarda kılınır. Bayramlık elbiselerini giyen herkes bayram sabahı namaza çıkar, evlerde çok kişi kalmaz. Ramazan ve bayram bizde çok önemsenir. Büyükler ziyaret edilerek onlardan geçmişteki yanlışlarımız için özür dileriz, onlar da gelen ziyaretçilere yiyecek ve içecek ikram ederler. Diş kirası olarak bahşiş veririler. Ramazan ayında zenginler, çeşitli kuruluşlar Pazar kurarlar. Bu pazarlarda ucuzluk sağlarlar. Maddi durumu yetersiz olanlar bu pazarlarda daha uygun fiyatlarla yiyecek ve giyecek satın alabilirler. Ayrıca mağazalar da indirim yaparak Ramazan ayında zengin fakir herkes daha uygun fiyatlarla alışveriş yapabilirler.

Endonezyalılar olarak Türkleri çok seviyoruz. Onların da bizi sevdiğini biliyoruz. Çorum’a gelince bunu yakından gördüm. İnsanlar bize çok güzel davranıyor, selam veriyor, yiyecekler ikram ediyor. Ramazan, Çorum’da çok güzel geçiyor. Burada çok iyi arkadaşlarımız oldu. Bizi evlerine davet ediyorlar. Aileler bizi görünce yüzleri gülümsüyor bu sevimli ve sıcaklığı hissediyoruz. Ailemize Çorum’u çok güzel yer ve bizi seven insanlar diye anlatıyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Hatalarımız oluyorsa özür diliyoruz.”

Kamal Wady (Sudan): “Sudan’da Ramazan çok önemsenir. Birlik, beraberlik, dayanışma, yardımlaşmanın çok olduğu bir aydır. Ramazan ayına özel bizde en yaygın gelenek olarak iftar yemeklerini herkes evinde hazırlar akşam ezanından önce sokaklara, parklara, açık alanlara sofralar kurulur. Mawaid al-Rahman adı verilen toplu yemek geleneği için evlerden getirilen yemekler ortaya konulur herkes ne isterse istediğinden alıp yiyebilir. Hatta sokaklara sofralar kurulduğunda o sokakta trafik durdurulur. Herkes arabasından inerek birlikte iftar etmek zorundadır. Zengin olanlar ve başka ülkelerden gelen yardımsever kuruluşlar bu ayda yiyecek ve giyecek dağıtırlar. Zengin fakir herkesin Ramazan’ı coşku ve huzur içerisinde geçirmeleri sağlanır.

İftardan sonra camilere gidilerek hep birlikte teravih namazı eda edilir. Bu namazları toplu olarak kılmak önemlidir. Birlikte aynı ortamda, aynı ruhla, aynı heyecanla ibadet etmek keyifli oluyor. Bilenler bu ayda Kur’an-ı Kerim okurlar. İftar için yapılan toplu yemek geleneği imsak için de aynı olur. Kimsenin tek başına iftar ve sahur yemesine gönlümüz razı olmaz. Herkes evde hazırladığı yiyecek ve içeceklerini oraya getirdiği için bu ayda kimse aç kalmaz. Herkes imkanlarını birbiriyle paylaşır. İftardan sonra sahura kadar etkinlikler olur, Kur’an-ı Kerim okunur, sohbetler yapılır, sosyal faaliyetlerle Ramazan ayı bizde dolu dolu geçer. Ramazan ayının en meşhur yiyecekleri iftarda assida, tamiya, damaa, sahurda Rukak ve gurrasa ekmeğidir. En çok tüketilen içecek ise Hılu-Mur ve Kerkede şerbetleridir.

Çorum’u çok sevdim. Çorumluları çok sevdim. Çok arkadaşımız oldu. Bize çok yardımcı oluyorlar. Yiyecekleriniz çok bol. Yemekleriniz çok güzel. Fakültede hocalarımız çok bilgili. Bizim her sorunumuzla ilgileniyorlar. Memleketimize gidince Çorum’u hiç unutmayacağız. Buranın güzelliklerini ve iyi insanlarını hep anlatacağız. Burada okumak isteyen arkadaşlarımıza hiç tereddüt etmeden Çorum’a gelin, burada yaşamak çok güzel diyoruz. Bize gösterilen ilgiyi ailelerimize anlatıyoruz, onlar da bizim rahat olmamızdan çok memnunlar. Çorumlu olan herkese teşekkür ediyorum. Ben de artık kendimi Çorumlu olarak görüyorum.”

Khalid (Angola): “Benim adım Sebastian idi. Türkiye’ye geldiğimde Hıristiyan dinine mensuptum. Yurtta kaldığım süre içinde Müslüman arkadaşlarım oldu. Onlar namaz kılıyordu. Camide onları izledim. Kur’an-ı Kerim okuyorlardı onları dinledim. Gördüm ki ayetlerde çok güzel konulardan bahsediliyordu. İslam akıl ve mantık dini. Dinlediklerim ve okuduklarım çok hoşuma gitti. Müslüman olmaya karar verdim. İslam’daki Halid bin Velid’in hayatı bana çok benziyordu bu nedenle adımı Halid olarak değiştirdim. Ailem özellikle de annem çok dindar birisi. Benim Müslüman olmamı ailem tepki ile karşıladı ama zamanla annem beni anlayışla karşıladı. Ailemle konuşuyorum, onları çok seviyorum. Onlar da beni seviyor. Benim ülkemde Hıristiyanlık hakim. Hıristiyan bir ortamda büyüdüğüm için Ramazan’la ilgili anılarım yok. Ama Müslüman olduktan sonra Ramazan’ı çok sevdim. Önce çok tereddüt ettim, her türlü yiyecek ve içecek var ama sabahtan akşama kadar nasıl aç susuz bekleyeceğim dedim. Ama Cenab-ı Allah sabrını veriyor, oruç tutulabiliyor hem de insan çok sağlıklı oluyor. Gece yemek yiyoruz, gündüz aç kalıyoruz ama akşam çok güzel yemekler yiyoruz. Alıştım artık oruç zor olmuyor. Türkiye’de sebze yemekleri çok biz çok et yiyoruz. Siz az et yiyor ama çok sebze tüketiyorsunuz. Mecburen ben de sebze yemeklerine alıştım.

Çorum’u çok sevdim. Çok güzel ve havası çok serin. Her tarafta yeşillik var, suyunuz çok var. Burada yaşamak kolay ve rahat. Yurtta çok iyi arkadaşlarımız var. Birlikte geziyor, birlikte okuyor, birlikte eğleniyoruz. Okulumuzdan ve hocalarımızdan çok memnunum. Çok güzel şeyler öğreniyoruz. Bize çok destek oluyorlar. Çorum benim ikinci vatanım oldu. Bize emek veren, bize yardımcı olan Çorumlu herkese şükran ve minnetlerimi sunuyorum.”

Abdülfettah-(Fas): “Türkiye, ziyaret ettiğim ilk ülke. Bu ülkeye dair tek bildiğim, canım sıkıldığında televizyonda izlediğim sahnelerden ibaretti. Fas televizyonu Türk dizileriyle doludur. Bunların bir kısmı Türk askerinin gücünü ve vatanseverliğini anlatırken, diğerleri sanki bir Batı ülkesinde çekilmiş gibiydi. Yani ortada özgün bir Türk kültürü olmadığına, hepsinin tamamen Batı kültürüyle yoğrulduğuna inanıyordum. Hatta bu dizilerde İslam'a dair işaretler görmek neredeyse imkansızdı.

2022'nin sonlarında, eğitimime Türkiye'de devam etmek bana nasip oldu. Kaderin cilvesine bakın ki, kültürün ve dinin köklü bir şekilde yer ettiği Orta Anadolu'ya Çorum’a gidecektim. Burada yepyeni bir dünya keşfettim. Türkiye'nin, benim ekranlardan bildiğim o Türkiye olmadığını gördüm. Hatta laik bir ülkede ne yapacaksın, namaz, oruç gibi ibadetler orada yok, müslümanlığından mı vazgeçeceksin dediler. Gördüm ki gerçekten de burada İslam vardı; öyle ki her iki caminin arasında bir cami daha bulunuyordu. Bazen arkadaşlarımla dini sohbetlere katılıyordum. Onlarla kardeşliği ve sevgiyi müşahede ettim, onlarla birlikte nimetlere şükretmeyi öğrendim.

Türkiye'deki ilk Ramazanım için Fas'ta alıştığım üzere çok heyecanlıydım; biz Ramazan hazırlıklarına bir ay önceden başlar, "Şebakiye" gibi tatlılar ve "Sellu" gibi geleneksel yiyecekler hazırlarız. Ancak o anların hiçbirini yaşayamadım. Belki de sorun Türkiye'nin Ramazan'ında değildi; kader bizi ailemizden uzaklaştırmıştı, oysa "On Bir Ayın Sultanı"nın anlamı ancak onlarla tamamlanabilirdi.

Bir öğrenci yurdunda kaldığım için yemekler değişmemişti. Oysa ben, Fas'ta en fakir insanların bile sofralarının, yoksul olsalar da diğer aylara kıyasla çok daha bereketli ve zengin olmasına alışkındım.

Ama birdenbire yalnızlık hissi tamamen kayboldu. Dediğim gibi, ben Çorum'daydım ve Allah bana orada ikinci bir aile nasip etti. Ramazan'ın başlamasından kısa bir süre sonra, aile ortamına olan özlemimizi hissedip bizimle tüm sevgilerini paylaştılar. Her gün bir arkadaşımızdan bizi ailesinin sofrasına davet eden bir çağrı alıyor, kendimizi gerçekten o ailenin bir ferdi gibi hissediyorduk.

Ramazan'da çok büyük bir farklılık hissettiğim anlardan biri de Faslıların deyimiyle 27. gece, yani Kadir Gecesi'ydi. Fas'ta bu gece bizim için muazzam bir gecedir. Herkes yanında ya ekmek ya da Kuskus (Geleneksel Fas yemeği) ve çay getirir. Camide namaz kılar, zikir çeker, sabaha kadar Kaside-i Bürde'yi okuruz. Ardından da ortaklaşa topladığımız o yemeklerle sahur yaparız.

O gece çok uzun olur; mahalledeki herkes oradadır. Kimi namaz kılar, kimi çay demler, kimi de arka saflarda güreşen küçük çocukları ayırmaya çalışır. Türkiye'de ise o gece sıradan bir geceydi. Teravih namazını kıldık. Ben o meşhur "Yirmi yedinci gece" coşkusunun başlamasını bekledim ama hiçbir şey olmadı.

Buna bir de bayram eklendi. Uyandık, bayram namazını kıldık ve tekrar uyumaya döndük. Bu hiç de kolay bir şey değildi; özellikle de ailenizle görüntülü konuştuğunuzda, amcalarınızdan birinin evinde toplandıklarını, yüzlerindeki gülümsemeleri, çocukların kahkahalarını ve herkesin giydiği o geleneksel kıyafeti (Cellabe) gördüğünüzde... Sonuç olarak Türkiye'de Kadir Gecesi'nin ve bayramın o Fas'a özgü coşkulu atmosferini çok özlüyorum. Çorum’u ve bana burada aile ortamını sağlayan, evlerine misafir olarak kabul eden insanlar başta olmak üzere tüm Çorumlulara teşekkür ediyorum. Bize hem evlerini hem de gönüllerini açıyorlar, Çorumlular başka bir güzel insanlar. Çorum’u ve Çorumluları hiç unutmayacağım.”

Asel Erkul- (Kazakistan): “Ben Çorum’a yeni geldim. Çok güzel bir şehir. Bizim orada Ramazanlar Çorum’daki kadar hareketli olmuyor. Memleketimizde özgürce dinimizi yaşayabiliyoruz, elhamdülillah. Arkadaşlarım, hocalarım bizi çok seviyor ve çok güzel ilgileniyorlar. Fırsat buldukça Çorum’u geziyorum, tanımaya çalışıyorum. İnsanları güler yüzlü. Çarşıda ne ararsan her şey var. Tam bir öğrenci şehri. Bu şehirde yaşamak, okumak, yemeklerinden yemek, insanlarıyla muhabbet etmek istiyorum. İlk defa burada Ramazan Bayramı yapacağım, o günü de merakla bekliyorum. Çorum’un geleneklerini öğrenmek istiyorum.”

2-815

Muhabir: Bülten