Türk Ocakları Çorum Şubesi tarafından düzenlenen Ocakbaşı Sohbetleri programının bu haftaki konuğu Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Volkan Ertit oldu. Ertit, “Türkiye’de Sekülerleşme Tartışmaları” başlıklı konferansında sekülerleşme kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği programda konuşan Doç. Dr. Volkan Ertit, Türkiye’de sekülerleşme kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını belirterek, bu kavramın dinsizlik, ahlaksızlaşma ya da laiklikle aynı anlamı taşımadığını ifade etti.

“SEKÜLERLEŞME DOĞAÜSTÜ ALANIN TOPLUMSAL ETKİSİNİN AZALMASIDIR”

Sekülerleşme kavramının farklı çevreler tarafından farklı şekillerde kullanıldığını belirten Ertit, “Sekülerleşme; belli bir toplumda, belli bir zaman dilimi içerisinde doğaüstü alanın toplumsal etki düzeyinin azalmasıdır. Buradaki doğaüstü alan yalnızca dini değil, dinimsi yapıları, halk inançlarını, falı, astrolojiyi ve benzeri unsurları da kapsar” dedi.

Bir toplumun ya da bireyin sekülerleşip sekülerleşmediğinin ancak geçmiş dönemlerle karşılaştırılarak anlaşılabileceğini vurgulayan Ertit, bu nedenle tarihsel kıyaslamaların önemli olduğunu söyledi.

I M G 5451“SEKÜLERLEŞMENİN MERKEZİNDE GÜNDELİK HAYAT VAR”

Sekülerleşmenin dinin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini ifade eden Ertit, “Sekülerleşmenin merkezinde gündelik hayat vardır. İnsanların bir yaratıcıya inanıp inanmamasından çok, gündelik yaşamlarında doğaüstü referansların ne ölçüde belirleyici olduğu önemlidir” diye konuştu.

“LAİKLİK VE SEKÜLERLEŞME AYNI ŞEY DEĞİLDİR”

Laiklik ile sekülerleşmenin sık sık karıştırıldığını belirten Ertit, iki kavram arasında önemli farklar bulunduğunu söyledi.

“Laiklik devlete ait bir kavramdır. Devletin eğitim, hukuk, sağlık ve ekonomi gibi alanlarda dini referans almamasını ifade eder. Sekülerleşme ise bireye ve topluma ait bir dönüşümdür. Bu nedenle toplum sekülerleşirken devlet daha az laik bir yapıya da dönüşebilir. Bu iki süreç aynı yönde ilerlemek zorunda değildir” ifadelerini kullandı.

“SEKÜLERLEŞME DİNSİZLEŞME ANLAMINA GELMEZ”

Sekülerleşmenin dinsizlikle özdeşleştirilmesinin doğru olmadığını dile getiren Ertit, “Bir ülkede hiç kimse inancını kaybetmese bile o toplum sekülerleşebilir. Çünkü mesele insanların neye inandığından çok, gündelik hayatın hangi referanslarla şekillendiğidir” dedi.

Sekülerleşmenin aynı zamanda çağdaşlaşma, ilerleme veya gelişmişlik anlamına da gelmediğini belirten Ertit, sosyal bilimlerin görevinin toplumsal dönüşümleri anlamak ve açıklamak olduğunu vurguladı.

“SOSYAL BİLİMLERİN GÖREVİ DÖNÜŞÜMÜ ANLAMAKTIR”

Sekülerleşmenin ahlaksızlaşma ya da yozlaşma olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Ertit, “Sosyal bilimlerin görevi toplumu ahlaki ölçütlerle yargılamak değil, toplumsal değişimi anlamaya çalışmaktır. Araştırmacıların görevi fotoğrafı çekmek ve dönüşümü tarif etmektir” ifadelerini kullandı.

Modern eğitim, bilimsel gelişmeler, sağlık hizmetleri ve teknolojik ilerlemelerin insanların yaşam biçimlerini değiştirdiğini belirten Ertit, geçmişte doğaüstü açıklamalarla anlamlandırılan birçok konunun bugün farklı yöntemlerle değerlendirildiğini kaydetti.

Konuşmasının sonunda “Sekülerleşme, yaratıcıya olan inancın kaybolması demek değildir” diyen Ertit, “Asıl mesele insanların günlük yaşamlarında doğaüstü açıklamalara ne ölçüde ihtiyaç duyduğudur. Sekülerleşme süreci de büyük ölçüde bu ihtiyaç alanlarının daralmasıyla ilişkilidir” şeklinde konuştu.

Program sonunda Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı Prof. Dr. İrfan Çağlar tarafından Doç. Dr. Volkan Ertit’e Türk Ocağı yayınlarından olan Türk Yurdu dergisi hediye edilerek teşekkür edildi.

Başkan Uzun, Ankara'da Çorumlu Esnafın Sesi Olacak
Başkan Uzun, Ankara'da Çorumlu Esnafın Sesi Olacak
İçeriği Görüntüle