İçişleri Bakanı Çiftçi, daha önceden yabancı ülkelerde görülen okullardaki saldırıların Ülkemizde de görülmeye başladığını belirterek buna dair önlemler alındığını ifade etti.

Çiftçi, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Manisa ve İstanbul'da okullarda yaşanan saldırıları hatırlatarak, şöyle devam etti:

Tarım ve orman personeli ile üreticiler Cuma buluşmalarına devam ediyor
Tarım ve orman personeli ile üreticiler Cuma buluşmalarına devam ediyor
İçeriği Görüntüle

"Bu milletimiz nezdinde de büyük bir infiale sebebiyet verdi. Hepimizin yüreği yandı işin doğrusu. Çünkü millet olarak ilk defa bu tür hadiselerle yüzleşiyoruz. Daha önceden bunu Amerika'da, Batı ülkelerinde duymuştuk ama Türkiye'de hiç bu tür olaylar yaşanmamıştı. Bizim ülkemizde de bu olaylar yaşanmaya başladı. Biz bununla ilgili Kahramanmaraş'taki saldırıdan sonra Milli Eğitim Bakanlığımızda alınması gereken tedbirler konusunda yakın bir çalışma yürüttük. Hatta diğer bakanlıklarımızı da bu işin içerisine ortak ederek onların da desteğini almak suretiyle Manisa'daki saldırıdan bir gün önce Sayın Milli Eğitim Bakanımızla bir protokol da imzaladık. Yedi bakanlık da buna imza koydu. Bizim oradaki muradımız şuydu, 'Aldığımız okul güvenliği ile ilgili tedbirler sadece bu olayların önüne geçmek konusunda yeterli değildir. Yani polisiye tedbirleriyle, güvenlik tedbirleriyle biz okul saldırılarının önüne geçemeyiz. Peki ne gerekiyor? Zaten Milli Eğitim Bakanlığımız bu işin içerisinde. Onun dışında eğer çocuğun bir rahatsızlığı varsa, tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlığı varsa Sağlık Bakanlığımız da bu işin içerisinde olsun. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bu işin içerisinde olsun. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, yani bütün bakanlıklar bir araya geldik ve geniş katılımlı bir protokol imzaladık. Aslında orada amacımız bir sistem kurmaktı. Herhangi bir sızıntı olması durumunda bunu okul idaresi, kolluk, sağlık teşkilatı hemen müdahil olsun. Olaya müdahil edelim. Alınması gereken tedbirleri zamanında alalım, bu tür üzücü hadiseler yaşamayalım diye. Bu önümüzdeki günlerde inşallah etkisini gösterecek. Yani çünkü çok geniş düzenlemeler yaptık."

Ailelere de çağrıda bulunan Çiftçi, "Şimdi soruyorum sizlere, halkımıza soruyorum. Bu çocuk, bu silahı, babasının silahını kolaylıkla alabiliyor, çantasına koyup okula getirebiliyor? Yani burada babanın silahına sahip çıkacak olan da herhalde devlet değildir, polis değildir. Burada ailelerimize düşen bir görev de yok mu? Elbette var. Yani silahlarını, çocuklarının ulaşamayacakları yere koyacaklar. Ya kilitli bir dolaba koyacaklar veya yüksek bir yere koyacaklar. Çocuklar bunu kolaylıkla getiremesin diye. Silaha sahip çıkmak, çocukları kontrol etmek biraz da ailelerin görevi olsa gerek." ifadelerini kullandı.

Bakanlık olarak çocukların huzur içerisinde okula gitmeleri, eğitim görmeleri, okuldan çıktıktan sonra da güven içinde evlerine dönebilmeleri konusunda gereken tedbirleri aldıklarını anlatan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okul bahçesinde, okul dışında da gerekli tedbirler alıyoruz. Bu sene biliyorsunuz 31 bin bahçe görevlisi de aldık. Bunun dışında yine bekçilerimizi okullarda görevlendiriyoruz. Okulun etrafında, okulun giriş ve çıkış saatlerinde bizim devriyelerimiz de var. Asayiş uygulamalarımız, narkotik uygulamalarımız, güvenlik uygulamalarımız, çocuk şubenin uygulamaları devam ediyor. Onun dışında internet kafelerde, oyun salonlarında, metruk yapılarda bizim kontrollerimiz devam ediyor. Devam edecek de. Bundan sonra uygulamalarımızı daha da arttıracağız. Ama okullarımız aynı zamanda bir cezaevi değil. Geçenki okul saldırısına tekrar dönecek olursak orada 10. sınıfta okuyan çocuk kendi okul formasının üzerine siyah bir tişört giyiyor. Sebebi de gideceği, saldırıda bulunacağı okulun öğrencileri de siyah forma kullanıyor. Şimdi şöyle düşünelim. Biz buraya bahçe kapısına 2-3 polis versek, orada çocukları okula girişlerini kontrol etseler. 1000 öğrenci var. O çocuğun acaba o okulda mı yoksa başka bir yerden geldiğini bilebilirler mi? 1000 çocuğun içerisinde nasıl tespit edecekler? Burada okula düşen görevler var. Zaten Milli Eğitim Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor. Ailelerimiz üzerine düşeni yaparsa, belediyelerimiz, diğer sivil toplum kuruluşları, devletin diğer kurumları aynen narkotik suçlarda olduğu gibi üzerine düşenini yaparsa bence sokaklarımız, okullarımız daha güvenli hale gelecek. Bizim bununla ilgili projelerimiz var. Mesela 'Şefkat Kalkanı' diye bir projemiz var. Bunu açıklayacağız. En İyi Narkotik Polisi Anne diye İçişleri Bakanlığımızın geçmişte uygulamaya koyduğu bir proje vardı. Çünkü bir çocuktaki değişikliği en önce annesi fark eder. Eve geldiği zaman çocuğun hal ve hareketlerinden yani herhangi bir rahatsızlığı var mı? Hastalığı var mı? Çocuk normal davranışlar sergiliyor mu? Anne bunu bilir. Buna benzer Şefkat Kalkanı diye bir projemiz var. İnşallah önümüzdeki günlerde bu projemizi de yürürlüğe koyacağız."

"Suriyelilerin sayısı şu anda ülkemizde 2,2 milyona düştü"

Çiftçi, düzensiz göçmenlerle ilgili, düzenli göçün yönetilmesi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek, göç politikasının insani, vicdani ve hukuki olmak üzere üç temel ilkeye dayandığını söyledi.

2021'de Türkiye'de sayısı 3,7 milyon Suriyeli olduğunu hatırlatan Çiftçi, "Bugün itibarıyla Suriyelilerin sayısı şu anda ülkemizde 2,2 milyona düşmüş durumda. 8 Aralık Suriye'deki rejim değişikliğinden sonra yeni yönetimin iş başına gelmesinden sonra ülkemizden Suriye'ye güvenli gönüllü ve onurlu dönüşlerin sayısı 755 bini buldu. 2016'dan bugüne kadar 1,5 milyon Suriyeli memleketlerine geri döndü. Biz bir yandan düzenli göçü yönetmeye çalışırken düzensiz göçle mücadele ederken bir yandan da ülkemizdeki Suriyelilerin veya diğer ülkelerden gelenlerin gönüllü geri dönüşlerini de teşvik ediyoruz." dedi.

Kaynak: anadolu ajansı