Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez’in bir kez daha seçilerek güven tazelediği toplantıda ülkenin sürdürülebilir kalkınmasının önündeki 3 önemli tuzaktan, yani ‘orta gelir’, ‘orta demokrasi’ ve ‘orta eğitim’ tuzaklarından kurtulmasının anahtarının da yapısal reformlardan geçtiğini tekrar vurgulandı.

Türkiye’nin en büyük iş dünyası örgütü olan, Türk İş Dünyası Konfederasyonu TÜRKONFED olarak, ‘’orta gelir tuzağı’’ kavramı üzerinden, ülke ekonomisi ile ilgili değerlendirmeler yapan Türkonfed Yönetim Kurulu Üyesi Semrin Kaleli “Düşük gelir düzeyinden orta gelir düzeyine geçen ülkemiz, yüksek gelir düzeyine sıçrayamadığı için orta gelir tuzağına saplanmış bulunmakta.

PEKİ NEDEN BÖYLE BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

Kişi başına düşen gayrisafi milli gelirimiz, 1960 yılında 460 usd iken, 2022 yılında 10.460 usd seviyesine yükseldi. (Düşük gelir grubundan, orta gelir grubuna) Hatta, 2014’te 12.630 dolara yükselerek yüksek gelir grubu sınırına dayanmıştık.

SONRA NE OLDU?

Kentli nüfus oranımız %77’ye dayandı. Kentleşmenin artmasıyla1923’te toplumun %90’ının tarımda   çalıştığı   bir   istihdam   yapısından   sanayi   ve hizmetlerin toplam istihdam içindeki payının %85’e yaklaştığı bir dönüşüm geçirdi (TÜİK, 2023).

Belediye, Kaldırım İşgali Yapan Esnafı Uyardı Belediye, Kaldırım İşgali Yapan Esnafı Uyardı

Türkiye'nin son yüzyılda yaşadığı ekonomik kalkınma, her ne kadar ülkenin genel refah düzeyini artırmış olsa da bu süreç ülke            içinde    bölgesel dengesizlikleri de beraberinde getirdi.   Bu   durum   bölgelerin   üretim   potansiyelini gerçekleştirememesine ve dolayısıyla verimlilik kaybına, gelir      dağılımında        adaletsizliğe       fırsat eşitsizliğine dolayısıyla toplumsal hoşnutsuzluğa, geride kalmış ya da “üzerinde yeterince düşünülmemiş”     bölgelerin            yatırım çekememesine, işsizliğin beslenmesine ve iş imkânlarının daha çok olduğu gelişmiş bölgelere göçlerin artmasına neden oldu.

YANİ ORTA GELİR TUZAĞINA SAPLANDIK

Orta gelir tuzağı kavramı ilk kez Indermit Gill ve Homi Kharas’ın 2007’de yayınlanan “An East Asian Renaissance – Ideas For Economic Growth” adlı raporunda ortaya atıldı.

Buna göre orta gelir tuzağı kavramı,

Düşük gelir düzeyinden orta gelir düzeyine geçen ülkelerin önceden sahip oldukları düşük maliyetli işgücü avantajlarını daha fazla sürdürememeleri ve gelişmiş ekonomilerle rekabet edebilmeleri için ihtiyaçları olan yüksek verimlilikteki ekonomik yapıya sahip olamamaları dolayısıyla sahip oldukları dış ticaret avantajlarını ve ekonomik büyüme potansiyellerini kaybetmeleri durumunu ifade ediyor.

Günümüzde G20 üyesi olan Türkiye 2022 itibarıyla dünyanın en büyük 19.ekonomisi ve dolayısıyla kendi bölgesinin ve dünyanın önemli ekonomik merkezlerinden biri. (Dünya Bankası, 2024)

Ulusal kalkınmanın şartı, öncelikle bölgesel kalkınmadır. Ülkemizin, mevcut ekonomik durumunu daha ileriye taşıyabilmesi için ulusal düzeyde olduğu kadar bölgelerimizde ve yerel düzeyde yeşil ve dijital dönüşüm, yapay zeka, göç ve yaşlanan nüfus gibi gerçeklerin ortaya çıkardığı sonuçları görmek ve çözümler üretmek zorundayız.

Bölgemizin içine düştüğü bölgesel kalkınma tuzağından tek çıkış reçetemiz, TR83 illerinden oluşan, Samsun, Çorum, Amasya ve Tokat illerimiz ile bir arada, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansımızın tutacağı ışıkla, kamu ve STK iş birliklerimizi güçlendirerek, bir eylem planı hazırlamaktır.

Bu amaçla, 11 Mayıs tarihinde, Çorum İş Kadınları Derneğimiz ve Çorum Genç İş İnsanları Derneğimiz ev sahipliğinde şehrimizde ‘Bölgesel Kalkınma Buluşması’ toplantısı düzenledik.

Orta Karadeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (Orkasifed) başkanımız Mehmet Akif Koçak ile, bu konuda TEPAV ve EDAM tarafından hazırlanan raporları, bölgesel aktörlerimizle mercek altına tuttuk. Çok verimli geçen toplantımızı, paydaşlarımız ile önümüzdeki ay Amasya’da, AmasyaSİAD ev sahipliğinde gerçekleştirmeye karar verdik.

Katkı veren, bölgesel kalkınma konusunu ciddiye alan tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunarım.” Dedi.