Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Kültür ve Konferans Salonunun açılışı için Çorum’a gelen Halk Bankası Genel Müdürü Osman Arslan ekonomiye yönelik pembe bir tablo çizerek 2026’nın daha olumlu olabileceğini bekledikleri yönünde açıklamalarda bulundu.
Çorum’a yeni kazandırılan TSO Kültür ve Konferansında konuşan Halk Bankası Genel Müdürü Osman Arslan, “ Biraz böyle temel ekonomik göstergelerden bahsedecek olursak, tabi en önemli göstergemiz milli ekonomideki büyüme! Buradan da görüldüğü üzere Türkiye ekonomisi 2025 yılını yıllık bazda yaklaşık 3 buçuk oranda büyümeyle kapatacak ve orta vadeli programımıza göre de 2026’da yani bu yıl, yüzde 3,8’lik bir büyümeyi hedefliyoruz. Tabi bu reel bir büyüme enflasyondan arındırılmış, reel bir büyümeyi ifade ediyor. Aslında bu yıl 2025’e göre daha olumlu olabileceğini beklemekteyiz. Ülkemiz aynı zamanda bir imalat ve ticaret ekonomisi, burada yine gayri safi milli ekonomimiz arasında içerisinde sektörel bazda katkılara baktığımız zaman imalat sanayi ve toptan ticaret ve perakende ticaretin ikisi tek başına yüzde 30’u geçiyor. Dolayısıyla bankacılık sektörü olarak, tabi ki ekonomideki her sektör önemli ama özellikle imalat yani üretim tarafına daha ağırlıklı önem vereceğiz. Bu noktada da ekonomi yönetimimiz imalat sanayine ve sanayi sektörüne önemli katkılar sağlayacak programlardan oluşuyor. Özellikle kredi garanti fonu kefalet desteğiyle yakın dönemde yeni destek finansman programları açıklanacak. Bu noktada yine KOBİ’lere yönelik KOSGEB’in de önemli katkıları olacak. Bu Cuma günü de Sanayi ve Teknoloji bakanımız İstanbul’a gelecek bankalar birliğimizde KOBİ’lere yönelik bir destek programını açıklamış olacağız.
YÜKSEK TEKNOLOJİ ALANINDA ÖNEMLİ BÜYÜME VE GELİŞMELER MEVCUT
Sanayi üretimi gelişiyor. Slaytın size göre sağ tarafındaki kısmına dikkat edecek olursak, özellikle yüksek teknoloji alanında önemli büyümeler ve gelişmeler mevcut. Bu noktada merkez bankası destekli yatırım teşvikleri avans kredisi dediğimiz son derece cazip vade ve maliyet oranlarında krediler mevcut. 284 adet ileri teknoloji ya da ortak teknoloji noktasında üretim yapan şirketlerimize ki burada da yatırım miktarının 1 milyar olması gerekiyor, burada merkez bankamızın ve sanayi bakanlığımızın teknoloji puanına göre, geliştirdiği önemli destekler var. Bunları da inşallah bir gün bu salonda detaylı anlatma imkanı bulacağız.
İŞSİZLİK ORANI DÜŞÜYOR
İşsizlik oranımız düşüyor. Yani ekonomideki aslında istihdam da oluşturan bir büyüme burada da olumlu gelişmeler olduğunu görüyoruz. İhracat en önemli hedeflerimizden bir tanesi. Türkiye’nin ekonomisinin ihracat bazlı büyümesi son derece önemli burada da Çorum bütün iller arasında toplam ihracatta 12. Sıraya yükselmiş durumda bu oldukça önemli. İnşallah hep birlikte bu sıralamayı, ilk 10’a hatta ilk 5’e koymak için hep birlikte çalışacağız. Değil mi başkanım? Burada Çorum’un bu potansiyeli var. Bu bölgenin bu potansiyeli var. Çorum derken sadece Çorum ilini kastetmiyoruz. Bizim Halk Bankası Çorum Bölge Vekili, burada Yozgat’ı Kastamonu’yu, Amasya’yı geniş bir hatta Samsun’u bile içine alabilecek bir havzadan bahsediyoruz ve 2025 yılının 275 milyar dolar mal ihracatıyla kapamış durumdayız. Birkaç hafta önce sayın Cumhurbaşkanımızın da 2026 hedefini koyarken, toplam mal ve hizmet ihracatında 410 milyar doları geçen toplamda bir hedefimiz var 2026 yılı için. Bizde bunları gerçekleştirmek için hep beraber gerçekleştirmek için sizlerle birlikte yoğun bir şekilde çalışmış olacağız.
CARİ AÇIKTA OLUMLU GELİŞME VAR
Cari açıktaki gelişme olumlu! Burada görüldüğü üzere cari açığın milli gelire oranı düşüyor. Yüzde 1’lere yaklaşmış durumda. Bu şu anlama geliyor. Merkez bankamızın döviz rezervleri arttıkça bu aslında cari açık oranımızı düşürüyor. Bu oranın düşük olması da dövize karşı dirençli bir finansal yapımız olduğunu ifade eder. Biliyorsunuz Türkiye’de aslında Dünya’nın gelişmekte olan ülkelerinde de öyle genelde finansal dalgalanmalar hep döviz kuru bazlı çıkar. Döviz ihtiyacından dolayı çıkar. Bundan dolayı da, merkez bankamızın döviz rezervlerinin tarihi seviyelere ulaşması aslında ekonomik kırılgan ve döviz kurunun istikameti açısından son derece önemli.
DEVLET BANKALAR ÜZERİNDEN DAHA AZ BORÇLANIYOR
Bütçe açığı yine orta vadeli programımız doğrultusunda hedeflerini tutturuyor. Bu şekilde baktığımız zaman bütçe açığımız, yüzde 3.1 ile mastiri kriteri dediğimiz yüzde 3’e oldukça yaşlaştı ve bu başarı deprem biliyorsunuz 6 Şubat 2023 tarihinde çok gerçekten yüzyılın felaketi dediğimiz bir depremle tanıştık. Bu noktada da oradaki giderler ve erken EYT katkısı ve aynı zamanda kur korumalı mevduatın da sıfırlanmasıyla birlikte ona rağmen, bütçe son derece başarılı bir şekilde yönetiliyor ve bütçe açığının aşağı inmesi aslında hazinemizin devletimizin bankalar üzerinden daha az borçlanma yapması demektir ve bankalarda bu arta kalan fazla parayı da siz reel sektöre KOBİ’lerimize aktarmak için oldukça önemli bir alan oluşturmaktadır.
ENFLASYONDA HEDEF YÜZDE 16
Yine baktığımız zaman enflasyondaki eğilim grafikte gözüküyor ve en son açıklanan rakamlar yüzde 30.9 ve bu yılın sonunda da yine orta vadeli program hedefi olan yüzde 16 ancak burada da piyasa beklentilerine uygun bir şekilde enflasyondaki aşağı inişi hep birlikte göreceğiz ve enflasyon aşağı indikçe merkez bankasının politika faizi ki, gösterge faizi bankaların merkez bankasından 1 hafta vadeli aldığı borcu ifade eden orada da kademeli bir iniş aşağı gelecek ve bankalar bunu hızla reel sektörün finansman maliyetlerine yansıtacaktır. Burada da olumlu bir gidişat söz konusu!
MERKEZ BANKASININ REZERVLERİ 215 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE TARİHİ SEVİYEYE ÇIKTI
Yine merkez bankamızın rezervlerinin yükseldiğini ben ifade ettim. Burada bürüt rezervlerimizin tamamı tarihi seviyelere olan 215 milyar doların üzerine çıktı. Bu oldukça önemli bir rakam. Daha önce böyle bir seviyeye Türkiye ekonomisi ulaşmamıştı. Yine swapları düştüğümüzde yani bankaların merkez bankasına vermiş olduğu döviz swaplarını devre dışı bıraktığımız zaman merkez bankasının kendi net rezervleri 80 milyar dolara ulaşmış durumda ve CDS dediğimiz bir gösterge var. Bu şunu gösterir; Türkiye’deki şirketlerin bankaların ve devletin yurt dışından borçlanma yaptığı zaman örneğin 5 yıl vadeli yabancı para cinsinden yurt dışından bir borçlanma yaptığımız zaman o vadedeki Amerikan tahvil faiz oranlarının üzerine konan spriti marji ifade eder bu 212 baz puana düştü. Yani 2.12 puana düştü. Yani benzer vadede Amerika yüzde kaçla borçlanıyorsa, Türkiye onun üzerine 2 puan fazla bir şekilde borçlanacak anlamına gelir bu son derece önemli bir rakam. Bir dönem bu yüzde 800’lere kadar çıkmıştı. Bu son derece olumsuz bir durumu gösteriyordu. Şu anda da o noktada biz de banka olarak yurt dışından borçlanıyoruz. Ne kadar ucuz borçlanırsak, o kadar Türkiye ekonomisine daha fazla katkı sağlayacağımız anlamına geliyor.
BU EKONOMİK PROGRAMA SADIK KALINABİLECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ
2026 yılının beklentilerini tekrar özetleyecek olursak, ekonomide yüzde 3,8’lik bir büyüme, işsizlik 8,4 TÜFE hedefi orta vadeli programla yüzde 16, cari açığın gayri safi yurt içi hasılaya oranı -1,5 ve bütçe açığını da 3 buçukla hedefliyoruz ki, bu noktada bu programa sadık kalınabileceğini biz banka olarak öngörüyoruz. O nedenle üzerimize düşen görevi yapmış olacağız.
TÜRKİYE’DEKİ BANKALARIN BİLANÇO BÜYÜKLÜĞÜ 45 TRİLYON İKEN 23 TRİLYON KREDİ İMKANI SAĞLANDI
Bankacılık sektörüne de bakacak olursak hızlı bir şekilde gözden geçirelim Türkiye’deki bankaların bilanço büyüklüğü 45 Trilyona ulaşmış durumda bunun neredeyse yüzde 50’ye yakını kamu bankaları tarafından yönetilmiş durumda ve baktığımız zamanda kamu bankaları ekonominin finansmanı noktasında önemli bir yük üstlenmiş durumda. Nakdi kredilerimize baktığımız zaman bankacılık sektörü toplam 23 trilyonluk bir kredi sağlım durumda Türkiye ekonomisine, bunun neredeyse yüzde 50’si olan 10.7 trilyon Türk Lirası ağırlıklı 3 büyük kamu bankası tarafından sağlanmış durumda. Sadece yüzde 46’sını kamu bankaları sağlıyor ve bu yılda bankacılık sektörü kredilerde yaklaşık yüzde 35 ila 40 arasında değişen bir büyümeyi hedefliyor. Yani şöyle baktığımız zaman 2025 sonunda 23 milyonsa, bunun yüzde 40’lık bir büyümesi yaklaşık 8 trilyon Türk Lirasına işaret ediyor. Yani 23’ün üzerine bir 8 trilyon daha koyduğumu zaman bu rakam 31 Trilyon olacak. Yani ilave 8 trilyon tabi ki, ülkemizin reel sektör temsilcilerine yani sizlere yönlendirecektir. Bunu da ifade etmekte fayda var.
BANKALAR EN ÇOK YÜZDE 35’LİK ORANLA KOBİLERE KREDİ SAĞLIYOR
Ve baktığımız zaman toplam krediler içerisinde KOBİ’lerin payı artıyor. Şu anda 27 yani toplamda krediler içerisinde bankaların KOBİ’lere tahsis ettiği kredi yüzde 27 fakat, bireysel kredileri dışarda tutalım ticari krediler içerisinde bankacılık sektörünün KOBİ’lere verdiği kredi yüzde 35’tir. Her 100 liralık kredinin 35’i KOBİ’lere ama bu oran Halk Bankası’nda yüzde 57’dir arkadaşlar ve inşallah biz bunu daha da yukarı çıkartacağız.” Şeklinde ifadelerde bulundu.
Next



