Yargıtay'ın yeni kararıyla boşanma davalarında düğün takılarının aidiyetine ilişkin eski yaklaşımlar değişerek, anlaşma, örf ve adetler ile takının niteliği ve kime takıldığı gibi faktörler ön plana çıkıyor.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 4 Nisan 2024 tarihli kararıyla düğün takılarının aidiyetine yönelik yaklaşım değişti. Yeni yaklaşımda öncelikle taraflar arasında bir anlaşma olup olmadığına, anlaşma yoksa yöresel örf ve âdete bakıldı.

Kadına özgü kabul edilen takılar kime takıldığına bakılmaksızın kadına ait kabul edilebilirken, erkeğe özgü takılar erkeğe ait olabilecek. Düğün fotoğrafları, video kayıtları ve tanık anlatımları, ziynet alacağı davalarında önemli deliller arasında yer alacak

Avukat Gizem Gonce, ziynet eşyası davası açacakların bilmesi gereken tüm kritik detayları Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e aktardı.

''ANLAŞMA YOKSA TAKI KİME TAKILIYORSA ONUNDUR''

Av. Gizem Gonce: ''Özellikle 2024 yılında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin verdiği önemli bir kararla düğün takılarının aidiyeti konusunda uzun yıllardır uygulanan yaklaşım değişti. Daha önce genel kabul, aksine bir anlaşma veya örf ve âdet kuralı yoksa, düğünde kime takıldığına bakılmaksızın ziynet eşyalarının kadına ait olduğu yönündeydi. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 4 Nisan 2024 tarihli, 2023/5704 Esas ve 2024/2402 Karar sayılı ilamıyla bu yaklaşım değiştirildi. Yeni yaklaşımda öncelikle taraflar arasında bu konuda bir anlaşma bulunup bulunmadığına, anlaşma yoksa yöresel örf ve âdete bakılıyor. Bunlar da yoksa, takının niteliği ve kime takıldığı esas alınarak aidiyet belirleniyor.''

''Düğünde takılan bütün altınlar kadına aittir'' demek doğru değil mi?

“Sadece seçime değil, yeni bir hizmet anlayışına gidiyoruz”
“Sadece seçime değil, yeni bir hizmet anlayışına gidiyoruz”
İçeriği Görüntüle

Av. Gizem Gonce: ''Artık bu cümleyi genel ve kesin bir kural olarak söylemek doğru değil. Yeni içtihada göre mesele daha ayrıntılı değerlendiriliyor. Örneğin kadına özgü olduğu kabul edilen bir takı söz konusuysa, kime takıldığına bakılmaksızın kadına ait kabul edilebiliyor. Buna karşılık, erkeğe özgü olduğu kabul edilen bir takının erkeğe ait olması gündeme gelebiliyor. Her iki cinse de özgü olabilecek bir takı söz konusuysa, takının kime takıldığı ve somut olayın özellikleri önem kazanıyor. Dolayısıyla artık “takıyı kim taktı?” kadar “takının niteliği nedir, yöresel örf ve âdet nedir, taraflar arasında bir anlaşma var mı?” soruları da önem taşıyor.''

Düğünde takılan bilezikler açısından durum nasıl değerlendiriliyor?

Av. Gizem Gonce: ''Bileziklerde özellikle takının niteliği önem kazanıyor. Bir takının belirli bir cinse özgü olup olmadığı konusunda uyuşmazlık varsa, mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesine de başvurabiliyor. Dolayısıyla her bilezik bakımından otomatik olarak “kadının” veya “erkeğin” denilmesi yerine, somut olayın özellikleri değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava açılırken düğünde hangi takıların takıldığı, bunların gramajları, cinsleri, kim tarafından ve kime takıldığı mümkün olduğunca ayrıntılı ortaya konulmalıdır.''

Takılar düğünden sonra erkeğe teslim edilmişse kadın bunları geri isteyebilir mi?

Av. Gizem Gonce: ''Burada çok önemli bir ayrım var. Takının kadına ait olduğu ortaya konulabiliyorsa, düğünden sonra eş tarafından alınmış veya başka bir yerde muhafaza edilmiş olması tek başına kadının mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak ziynet eşyalarının gerçekten diğer eşe teslim edildiğinin, onun tarafından alındığının ve iade edilmediğinin ispatı önemlidir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımında da ziynet alacağı uyuşmazlıklarında somut olayın delilleri büyük önem taşıyor. Örneğin tanık anlatımları, düğün fotoğraf ve videoları, kuyumcu kayıtları, mesajlaşmalar ve tarafların açıklamaları değerlendirme konusu olabilir.''

Kaynak: tgrthaber.com