Atatürkçü Düşünce Derneği Çorum Şube Başkanı Uğur Demirer, Erzurum Kongresi’nde yaşananların, kararlı önderlik, gerçekçi hedefler ve doğru yol haritasıyla bir avuç kahramanın, yok edilmek istenen bir ulusu bağımsızlığına kavuşturabileceğini gösterdiğini ifade etti.
Erzurum Kongresi’nin 107. Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yapan ADD Şube Başkanı Uğur Demirer, kongrenin milletin azim ve kararını örgütleme yolunda ilk adım olduğunu kaydetti.
Demirer, açıklamasında şu konulara değindi:
“9. Ordu müfettişi göreviyle Samsun'a çıktıktan sadece 20 gün sonra, 8 Haziran 1919'da Vahdettin'in Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa tarafından İstanbul'a geri çağırılan Mustafa Kemal Paşa, çağrıya uymadığı gibi 22 Haziran'da "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" diyen Amasya Tamimini yayınlayınca önce hemen ertesi gün (23 Haziran 1919) Dahiliye Nazırı telgrafla valiliklere Paşa'nın emirlerinin dinlenmemesi talimatını vermiş, 5 Temmuz 1919'da da Harbiye Nezareti bu kez "Padişah adına" kaydıyla tekrar İstanbul'a çağırmıştır. Bu çağrıya da uymaması üzerine Mustafa Kemal 7/8 Temmuz gecesi telgraf başında bizzat Padişah tarafından resmen 9. Ordu Müfettişliği görevinden alınınca askerlikten istifa etmiş ve mücadelesini "Bir ferd-i mücahit" olarak sürdüreceğini açıklamıştır.
Bu gelişmeler, çıkarılan engeller ve ulaşım zorlukları nedeniyle 10 Temmuz’da Erzurum’da toplanacağı duyurulan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Kongresi ancak 23 Temmuz'da toplanabilmiş, 7 Ağustos 1919'da da Türk milletine ve dünya kamuoyuna aldığı kararları ve Eylül başında Sivas’ta Genel Milli Kongre toplanacağını duyurarak sona ermiştir.
Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın millet iradesiyle yürütüleceğini belgeleyen ve ilan eden ilk örgütlenme olan Erzurum Kongresi Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van'dan gelen 62 delege ile çalışmıştır. Askerlikten yeni ayrıldığı, sivil elbisesi de olmadığı için Vali'nin verdiği redingot, Mazhar Müfit Bey'in bulduğu gömlek, pantolon ve istifa ederek delege olmasını sağlayan vatanseverlerin destekleriyle katıldığı kongrenin açıldığı gün divan başkanlığına, sonlandığı gün de Heyet-i Temsiliye Reisliğine seçilen Mustafa Kemal Paşa'nın kayıtlara geçen ilk ulus önderliği bu kongrede tescil edilmiştir. Ardından 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nde Kongre Başkanlığı ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye Reisliği gelmiş, 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, 5 Ağustos 1921 Büyük Millet Meclisi Orduları Başkumandanlığı, 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve nihayet 24 Kasım 1934 tarihli Soyadı Kanunu ile de Atatürk olmasıyla taçlanmıştır.
Ancak bir üst insanın başarabileceği bu kendini yaratma süreciyle 1919'un karanlık günlerinde İstanbul'dan Mirliva rütbesiyle çıktığı yolculukta önce 7/8 Temmuz 1919 gecesi bir ferd-i mücahit, sonra yakalanarak tutuklanması istenen bir asi, 11 Mayıs 1920'de de idam mahkûmu olan o Selanikli yetim, adını tarihe "Türklerin Babası" olarak altın harflerle yazdırmıştır.
Mustafa Kemal bir üst insandır, evet. Çünkü; o karanlık günlerde sadece Mustafa Kemal, kazanılacağından emin olduğu zaferden sonrasını düşünüyor, dünya dengelerini izliyor, yapılacakları planlıyordu. Hatta bunları geç saatlere kadar çalıştıkları bir gece sabaha karşı Mahzar Bey’e -kutsal bir sır olarak saklaması talimatıyla- madde madde yazdırıyor, zaferden sonra şekl-i hükümetin cumhuriyet olacağından, yeni Türk alfabesinden, tesettürün kalkacağından, hanedan için gerekenin yapılacağından, tam bağımsızlıktan, laik bilimsel eğitimden söz ediyor, o koşullarda normal insanlar için hayali olanaksız öyle devrimler yapılacağını söylüyordu ki; Mazhar Müfit Bey'in bir yerde defteri kalemi bırakıp “Kusura bakmayın ama paşam siz de çok hayalcisiniz, cumhuriyete ulaşalım yeter” demesi üzerine gülümseyerek “Bunu zaman gösterir Vali Bey” diyor, 6 yıl sonra şapka ve kılık kıyafet devrimini açıkladığı 23 Ağustos 1925 Kastamonu ziyareti dönüşü meclis önünde görüp yanına çağırarak ve yine gülümseyerek "Kaçıncı maddedeyiz Vali Bey?" diye soruyordu.
Birlikte yola çıktıklarından ihanet edenler de oldu, korkup ayrılanlar da, kurtuluştan hemen sonra Cumhuriyetin ilanını engellemeye çalışanlar da, hatta parti kurup Cumhuriyet ve devrimleri yok etmeye soyunanlar da. Ama o bütün saldırıları, ihanetleri, tuzakları, yoklukları, güçlükleri aşmayı bildi, yapılamaz denilen ne varsa yaptı, bir vatan kurtardı, bir ulus yarattı, Atatürk oldu.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Kemalizm'in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak ulusumuzla birlikte Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma kararlılığımızla Erzurum Kongresi’nin 107. yıl dönümünü kutluyor, Büyük Atatürk'ü, Kuvayı Milliye kahramanlarımızı, Kemalist Devrim kadrolarını minnet ve şükranla anıyor, aziz şehit ve gazilerimizin manevi huzurunda tazimle eğiliyoruz.”