CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu Çorum’da Parti İl Binasında düzenlenen basın toplantısına katıldı.
CHP Çorum il Binası’nda düzenlenen basın toplantısında partililerle bir araya gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yönelik operasyon hakkında konuştu. Solakoğlu “Güncel olaylardan etkileniyoruz ne de olsa, benim bu sabah çıktığım Bursa’mda sayın belediye başkanımız Mustafa Bozbey’e bir operasyon düzenlendi. Gözaltılar var ve yine her zamanki gibi ve bu gözaltıları adeta bir tehdit unsuru olarak kullanıyor olmaları, insanları tutuklu bir şekilde yargılıyor olmaları, başta Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun da gördüğü zulüm bir seneyi aşkın bir süredir gördüğü, gerçekten kabul edilebilir bir şey değil. Çağdaş Türkiye için, bir hukuk devleti için asla kabul edilebilir değil. Bizi sadece içeride değil yurt dışında da son derece küçük düşüren adaletsizliği ve artık yozlaşmışlığın geldiği raddenin herkes tarafından görünebilir olduğunu herhalde herkes kabul ediyor. Bunu parti olarak bakmamak lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes burada bir haksızlık yapıldığını net bir şekilde görüyor” dedi.
TARIMDA ÜRETİCİYE DEĞİL YA PARTİYE YA YANDAŞA HİZMET EDİLİYOR
Tarım konusunda problemleri konuşmak yerine artık çözümleri anlatacaklarını belirten Solakoğlu, “Bizim derdimiz sadece problemleri konuşmak değil, çünkü bugün köy kahvesinde bile zaten üç aşağı beş yukarı problemler konuşuluyor. Biz somut net herkesin anlayabileceği şekilde derde derman olacak çözüm önerileri ile karşınıza geliyoruz. Bugün önce burada sonra sanayi odasında yapacağımız toplantıda şahitlik edeceksiniz. Bizim derdimiz artık pozitif bir dil kullanmak. Yani biz sadece eleştiren değil, net çözüm önerileriyle ve bir birlik olarak, bir örgüt olarak hareket eden Türkiye’yi yönetmeye talip, Türkiye’yi yönetebilecek liyakate sahip, demin sayın vekilimizin de söylediği gibi çok üzücü tabi bir tarımdan sorumlu bir bakanın kepek ekin demesine şahit olmuş bir ülkede yaşıyoruz. Nitekim boyacılık veya Anadolu Ajansı kökenli bir bakanımız var. Ondan önceki bir iktisatçıydı galiba, ondan öncesi bir doktordu yanlış hatırlamıyorsam. Ben uzun süreler bakanlığın içerisinde Mehdi Eker ile çalıştım. Faruk Çelik ile Çalıştım. İbrahim Yumaklı İle de beraber çalıştım. Yani yönlendirmeye gayret ettim. Ama yine hazin bir olay, bir yerde artık söylüyorsunuz ve evet oturuyor ama karşınıza şu söylem geliyor; Sencer benim de kudretim bir yere kadar yetiyor deyip, yapılması gerekenlerin yapılmadığı gibi parti çıkarını ülke memleket çıkarının önüne koyan mevcutta bir tarım bakanımız var. Bu asla kabul edilebilir bir şey değil. O makamlar ülkeye hizmet etmek için varlar. AK Partiye hizmet etmek için değil. Bütün vatandaşlarımıza, yurttaşlarımıza hizmet için varlar ve ne yazık ki son 15 senedir en net bu ülkede tarım bakanlığı tarıma, üreticiye ve gıdaya değil, sadece yandaşlarına yakınlarına, akrabalarına eşlerine dostlarına hizmet etmek üzere ve bunlara şahit olmuş bir insan olarak net söyleyebilirim. İşte oğullar, yeğenler ve akrabaların bolca zenginleştiği, yani bu gün bir et süt kurumunun hala genel müdürlüğünü yapan bir genel müdür, Macaristan’daki et ithalatı yapan bir şirketin başında. Fiili olarak o dönemde ticaretini yapmış olması, yapmamış olması önemli değil ama kanunumuz çok net. Yani böyle bir konumdaysanız, böyle bir pozisyonunuz böyle bir şirketin ortağı olmanız asla etik değildir ve kanunen de kabul edilebilir bir şey değildir. Bunu halkımız görüyor ve biz bunu değiştirmek için geldik.
TÜRKİYE AVRUPA’DA EN ÇOK HAYVANA SAHİP ÜLKE AMA DÜNYADA EN ÇOK İTHALAT YAPAN ÜLKE
Asla ukalalık etmeksizin dinleyip, bölgelerin ihtiyaçlarını görüp, bölgelerin ihtiyaçlarına göre hareket etmemiz gerektiğini iyi idrak etmiş bir insanım. Van’da örnek veriyorum yonca yetiştirmek zorunda olan bir üretici ile benim gibi Bursa’da yonca yetiştiren bir üretici asla aynı koşullarda yarışmıyor. Bizim 6 biçim, 7 biçim aldığımız yıllar olabiliyorken Van’da en iyisi bir biçim, iki biçim alıyor. Nasıl olurda siz Türkiye’de hem bana aynı desteklemeyi hem de Van’daki çiftçi meslektaşıma aynı desteklemeyi yapıp bir sonuç beklersiniz. Bunu biz yıllardır dile getiriyoruz. Desteklemelerin de bir adalet kapsamında ama amacına hizmet eder ve ölçülebilir olması çok kıymetli. Yani biz vergilerden topladığımız, hepimizin vergisinden aldığımız parayı destekleme için harcadığımız vakit o paranın gerçekten ülkeye ne katma değer sağladığını ölçebiliyor olmamız lazım. Bizim yaratacağımız politikaların özetinde şu var; biz ölçülebilir olmasını istiyoruz. Yıllardır şunu söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı kaç tane ineğe sahip olduğunu bilmiyor bu ülkede ve ben bunu ispat ettim. Çünkü iddia ettikleri rakamın karşısına ben Bursa’da fiili damızlık birliğinde sayım yaptım söyledikleri rakamın yüzde 42 altında çıktı rakam. Bu bundan 2 sene önce yaptığım sayımdaydı şu anda şap sonrası bu daha da aşağı inmiştir. Ama iddialara bakarsınız Türk hayvancılığı en son yüzde 5’e yakın hayvan varlığını büyüttüğünü iddia ediyor bende soruyorum sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir şey söyledi. Herhalde sayın tarım bakanı verdi rakamları Eğer Türkiye Avrupa’da en çok hayvana sahip ülke ama aynı zamanda Dünya’da en büyük ikinci ithalatçı ise demek ki biz baya bir et yiyor olmamız gerekiyor. Hepimiz bunun gerçek olmadığını biliyoruz.
TÜRKİYE’NİN İHRACATÇI OLDUĞU KÜLLİYEN YALANDIR
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sencer Solakoğlu, “Tarım’da önce kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli devlet politikası olması gerekir. Bu gelen hükümetlerden bağımsız olması gerekir. Çünkü bu gıda egemenliği sorusudur ve Türkiye gıda egemenliğini kaybetmiş durumdadır. Şöyle bir yalan söyleniyor deniliyor ki, yani rakam oyunu yapılıyor. Deniliyor ki Türkiye tarımda net ihracatçıdır deniyor bakın bu külliyen yalan. Şöyle yalan; dahilde işleme rejimiyle yurt dışından getirdiğimiz buğdaydan un yapıp serbest bölgelerden bu unu yurt dışına ihraç ediyorsunuz aradaki ciro farkını net ihracat farkı olarak gösterip, tarımsal hasılanın veya ihracatın çok olduğunu iddia etmeniz kendinizi kandırmaktan öte bir şey değildir. Çünkü biz baktığımız zaman net bakliyat ithalatçısıyız. Net mısır ithalatçısıyız. Net et ithalatçısıyız. Broyler tavuk asla ithalat olmadan olmaz yani civciv ve yumurta gelmediği takdirde kendi ürünlerimiz yok. Şimdi tohum konusunda bu çok eş güdümlü bir şey.
TARIMDA UYGULANAN KOMPLO DEĞİL, ÇÜNKÜ HÜKÜMETTE KOMPLO YAPACAK ZEKA YOK
Türkiye ne yazık ki Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk kurduğu Atatürk Orman Çiftliği ile bir ıslah projesi başlatmıştır. Toprak ıslahıdır. Ankara’nın en kötü yerinin ıslah edilerek orada tarımın mümkün olduğunu gösterme projesidir. Ama bu bir ıslah projesiydi. Bugün dünyada konusunda ıslah yapan ülkeler ihracatçıdır. Islah yapmayan ülkeler de ithalatçıdır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı şu anda tarımsal işletmeleri genel müdürlüğü diye geçen TİGEM’lerde ıslah çalışmalarını yapıyor olsaydı kimse bize silah dayayıp yapamazsın demedi kendi kendimize bize şunu dediler mercimekte de oldu aynı şey siz merak etmeyin bakın bunun bizde ucuzu var hem de verimi çok yüksek. Çünkü onlar on yıl, on beş yıl ıslah çalışmaları yapıp daha verimli tohumlar elde edip, bize de o verimli tohumları sattıkları zaman çiftçimiz daha fazla verim aldığı için onları tercih etti. İş aslında bu kadar basit. Islah yapmadık. Biz broylerde de ıslah yapmadık. Ette de ıslah yapmadık kendi ırkımızı önemsemedik biz mısırda da yapmadık. Biz ıslah çalışmalarını arıcılıkta da yapmamız gerekirken ıslahlar vardı biz ıslah yapmadık. Islah yapmadığımız gibi kendi ata tohumlarımızı da yurt dışına kaptırdık. Onlar bunların üzerinden ıslah yaptılar ve şuan da bize satıyorlar. Bu komplo değil. Çünkü komplo kurmak için zeka gerekir. O zeka bu hükümette yok. Onlar diyorum ya bir boyacıdan bir Anadolu Ajansçısından bir doktordan tarım bakanı yaptıkları zaman bunları görüyorlar ama iş işten geçtikten sonra yani.
TOHUM ÜRETİMİNDE TÜRKİYE FASONCULUK YAPIYOR
Bu zihniyet Türkiye’nin önünü kapatıyor. Yani sorduğunuz sorunun belki uzun bir cevabı oldu ama şöyle düşünün komplodan ziyade bir beceriksizlik var ve iş bilmezlik var. Yani her bakan geldiğinde biz evet efendim ineğin dört tane memesi vardır. Gencine düve denir işte dana hem dişidir hem erkektir dişi dana erkek danadır. İşte belli bir yaştan sonra bunlar düve olur vesaire olur şu bu anlat, anlat bir hal olduk ve bu insanlar aradan bir yıl geçtikten sonra her şeyi bilir kişiler olmaya başlıyorlar bu bizim yaklaşımımız değil. Biz bilenlere liyakat sahiplerine işi ehline her zaman teslim etmek üzere geliyoruz. Dolayısıyla ıslah çalışmalarımızı yapacağız. Islah çalışmalarımız uzun soluklu işlerdir. Ama bir gün başlamak zorundayız başladıktan sonra da herhalde on 15 yıl içerisinde bu anlamda da Türkiye Islah konusunda da muvaffak olmuş ve dünyaya gerçekten tohum ihraç eden pozisyona gelecektir. Sayın Tarım Bakanı Türkiye net tohum ihracatçısı diyor evet ama o tohumların patentleri yabancı uyruklu. Yani Amerikalının, İsraillinin Almanın elinde Türk’ün değil! Onlar bizim topraklarımızı taşeron olarak kullanıyorlar. Bize tohumu ürettiriyorlar ama genetiği bize ait olmayan yani biz sadece fasonculuk yapıyoruz. Buna tohum ihracatçısı denilmez ancak buna söylense, söylence fasonculuk denir ama bunu da halkı yanıltmak üzere bu şekilde bir kılıf uyduruyorlar.
TARIMDA TARLALARDA ÇİFTÇİLER BİLDİĞİNİZ KUMARHANEDE GİBİ
Yem fiyatlarında, et fiyatlarında süt fiyatlarında ben bir üretici olarak her şeyden önce şunu söylemem gerekiyor. Tarlada bildiğiniz bir kumarhanede gibiyiz. Bu sene ne para eder acaba. Acaba şu mu para eder, bu mu para eder? Diyoruz köy kahvesindeki dedikodu facebook’taki dedikodu sonunda bir şey ekmeye karar veriyoruz. Türkiye’yi bu dizlerinin üzerine çöktürdü. Şöyle oluyor. Adana’da don oluyor ben Bursa’da karpuz ekiyorum bütün Ege karpuz ekiyor o arada çünkü Adana erkenci karpuz onlar tufanda karpuzda yeterince üretemezlerse o zaman karpuz çok para edecek anlamına geliyor ama tek akıllı ben değilim ki benim gibi on birlerce çiftçi aynı şeyi düşünüyor bu sefer normal koşullarda biber ekecek olan adam domates ekecek olan adam domates ekmek yerine karpuz ektiği zaman çiftçinin malı yerde kalıyor çünkü hiçbir planlama yok. Ne kadar arz var ne kadar talep var bilen yok. Yani herkes karpuz ekmiş oluyor çok büyük bir insan tarafında çok fazla sayıda ekilmiş oluyor. Çiftçi tarlada zarar ederken yeterince domatesi, biberi her neyse ekilmediği için orada da fiyatlarda afaki bir yükseliş oluyor. Yani hem çiftçinin para kazanamadığı hem de hane halkının enflasyondan ve fiyat farkından mustarip olduğu bir senaryo söz konusu. Bu da bir komplo olduğunu düşünmüyorum.
2 YIL SONRA İTHALAT DURACAK DİYEN TARIM BAKANI YUMAKLI DÜNYADA HAYVAN İTHAL EDEN EN BÜYÜK İKİNCİ ÜLKE KONUMUNA GETİRDİ TÜRKİYE’Yİ
Sütteki fiyatın düşük olması ulusal süt konseyinin başındaki sanayici alanda o alıcı da o. Devlette enflasyonu engellemek istiyor. Fiyatı baskılayarak yapabileceklerini zannediyorlar. Gördüler olmadığını tarım bakanlığı da biliyor bu süt politikasının problem yarattığını işte biz 2 sene sonra ithalat yapmayı durduracağız diyen şu anki İbrahim Yumaklı üçüncü senesine geldiği zaman Türkiye’de rekor üstüne rekor kırıyor Dünyada hayvan ithal eden en büyük ikinci ülke pozisyonuna geldik işi bilmedikleri için bürokratları tarafından da rahatlıkla yönetilebiliyorlar “Şeklinde ifadelerde bulundu.